Ana Sayfa Avrupa Lozan’da seçimlere son üç hafta kala ne yapmalı? – Hüseyin Bektaş

Lozan’da seçimlere son üç hafta kala ne yapmalı? – Hüseyin Bektaş

İsviçre’nin Vaud Kantonunda seçimlere son üç hafta kala bir yandan seçim çalışmaları devam ederken, diğer taraftan seçmenler oy pusulalarını oturdukları adreslerinde almaya başladılar. İlk oy kullanmalar başladı ve önümüzdeki üç hafta boyunca da devam edecektir. Önümüzdeki bu zaman diliminde en önemli çalışma seçmenlere ulaşmak ve doğru oy kullanmalarını sağlamaktır. Buda birebir çalışmalardan geçecektir. Şimdi herkesin öncelikle kendisi oy kullanmalı, çevresini, tanıdıklarını aramalı, ziyaret etmeli ve oy kullanmalarını sağlamalıdır.

“Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir”

Yukarıdaki birebir çalışmanın yanı sıra, bir diğer önemli çalışma ise her Pazar Lozan şehir merkezinden Cumartesi pazarında kurulan ortak (POP ve Ensemble à Gauche) stantlarına aktif katılıp görüş, düşünce ve taleplerimizin hedef kitleye ulaştırılması çalışmasıdır. Sokakta olmak, halk ile direk kontak kurmak Lozan’da her siyasi partinin çok önem verdiği temel çalışmadır. Bunu her Cumartesi pazarından kurulan parti stantlarına baktığımızda da anlamak mümkündür. Her tandanstan, radikal sağ UDC’den, Liberal Parti, Yeşiller, Sosyalist Parti’ye ve oradan POP ve solidariteS’ye kadar bütün siyasi partiler stantlarını kurmakta ve kitle çalışması yapmaktalar. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP)’de öncelikle hazırladığı seçim programı ve talepleriyle, bunun doğal ve somut gereği olaraktan üç adayı olan Ayten KARAKUYU GÜR, Özlem DURSUN ve Aydın Gürsel BAKIR ile bu mücadelede yerini almaya çalışmaktadır. Şimdi sıra Lozan’da yaşayan tüm seçmenlerde, bu mücadeleye hep birlikte omuz verme zamanıdır.

Lozan şehrin önemli bileşenlerinden olan Türkiye ve Kürdistanlı göçmenlerin ve siyasi çevrelerin de bu süreçte  yerlerini almaları bizim açımızdan en temel görev olarak görülmelidir. Üç kuşaktır İsviçre ve Lozan’da yaşayan ve çalışanlar olarak buradaki demokratik, hak ve özgürlükler mücadelelerin içinde olmak bizler açısından temel ve öncelikli görevdir. Bu bizim öncelikle demokrat, ilerici, sosyalist, devrimci olarak kimliğimizin, iddiamızın bir gereği ve bunun yanı sıra bu şehirde yaşayan biri olarak yurttaşlık vazifemizdir. Yaşadığımız şehirdeki ekonomik, demokratik ve siyasi mücadelenin içinde olmak ve kendi günlük haklarımız için mücadele etmek enternasyonalist bir mücadele değil tamamen yerel bir mücadeledir. Kendi bugünümüz ve geleceğimiz için vermekte olduğumuz lokal bir mücadeledir.

Türkiye ve Kürdistan’dan gelen göçmenler olarak, enternasyonal mücadele, ancak ve öncelikle Türkiye ve Kürdistan, daha sonra ise dünyanın diğer ülkelerinde sürmekte olan “kardeş” örgüt ve dinamiklerle kurduğumuz bağlantılar ve mücadele ortaklığıdır. Oturduğumuz ülke ve şehirlerde süren sınıf ve demokrasi mücadelelerin katılımcısı, parçası, örgütleyicisi olmadan, sadece uzaktaki mücadelelerden konuşarak veya soysal medyadan yorumlar yaparak devrimci ve enternasyonalist mücadele veremeyiz. Karl Marx’ın dediği gibi “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir.” Buna şunu eklemeden geçememek lazım: değiştirmeye önce kendimizde, en yakınımızdan, mahallemizden ve şehrimizden başlamamız kaçınılmazdır.

Peki Lozan’da mevcut politik durum nedir?  

Bir önceki, 2016’da yapılan Lozan komün seçimlerine baktığımızda solun (Sosyalist Parti, Yeşiller, Birlikte Sol’a) ağırlıklı bir çoğunlukta olduğunu görmekteyiz. Lozan komün konseyinin (parlamento) seçim sonuçları şu şekildeydi:

  • Sosyalist Parti (PS): 33 (+4)
  • Radikal Liberal Parti: (PLR) 21 (-3)
  • Yeşiller: 17 (-3)
  • Merkez Demokratik Birlik (UDC): 12 (-2)
  • Birlikte Sol’a (EàG): 11 (-2)
  • Merkez (Le Centre): 6 (+6)

Yukarıdaki sonuçlara baktığımızda Sosyalist Parti oylarını yükselten tek parti idi. Diğer bütün sağ ve devrimci sol partiler oy kaybı yaşamıştı. Yukardaki sonuçlara göre Lozan belediye meclisinin 100 üyesinden 61’i Sol Blok (Sosyalist Parti (33), Yaşiller (17), Birlikte Sol’a (11) = 61) kazanmıştı. Böylece bölünmüş olan sağ partilerin toplam Belediye Meclisine seçtiği üye 39’da kalmıştı.

2016 seçimlerinde Birlikte Sol’a- Ensemble à Gauche (PoP – solidaritéS -indépendant.e.s) 11 Belediye Meclis Üyesi seçtirebilmişti ve bir önceki seçimlere göre iki üye kaybetmişlerdi. Bu 11 üyenin 1. sırada en fazla oy alanı 4.475 ve en az oy alarak seçilen 11. sıradaki meclis üyesi ise 3.615 oy almıştı. Listenin ortalama oy ağırlığı ise 3.320 oy civarındadır. Her listeden oy oranına göre yedek üye de seçildiğini düşündüğümüzde ortak listenin ağırlık oyu çok önem kazanmaktadır. Seçilen 11 üyeden SYKP’nin 1 üyesi (İsmail UNAL) Lozan belediye meclisine seçilebilmişti. Bu seçimlerdeki temel hedef öncelikle Birlikte Sol’a genel oy oranını yükseltmek ve bununla birlikte de kendi adaylarımızı seçtirmek ve seçilemeyenleri de yukarı sıralara taşımak olmalıdır.

Belediye meclisi seçimlerinin yanında aynı zamanda belediye yönetim seçimleri de yapılmaktadır. Lozan belediye yönetimi 7 kişiden oluşmaktadır. Mevcut yönetim şu şekildedir:

  • Sosyalist Parti: 3
  • Yeşiller: 2
  • Liberal Radikal Parti:1
  • İsviçre İşçi Partisi (POP):1

Yani Sol Bloktan 6 ve Sağ Partilerden 1 kişi seçilmişti. Bu Mart’ta yapılacak seçimlerde solun bölünmüş olduğunu görüyoruz. Öncelikle Yeşiller ayrı kendi 3 adayı ile seçime katılırken, Sosyalist Parti 3 aday ve POP 1 aday bu iki parti arasında “liste akrabalığı” var ve Ensemble à Gauche (solidaritéS -indépendant.e.s) 4 aday ile seçimlere katılmaktadır. Bu durumda ya Sol Blok 7 adayın hepsini alıp tamamen sağın dışlandığı bir durum ortaya çıkabilir, ya da Sosyalist Parti 1 üye kaybedebilir ve Yeşiller 3 üye seçtirebilir. Son olarak ta POP adayının seçilmeme riski ortaya çıkabilir. Bunu önlemek için Lozan belediye yönetimi için herkesin POP adayı David PAYOT için oy kullanması çok önemlidir. 

Var olan seçim sistemine göre seçimlere ayrı ayrı giren siyasi partiler listeler arasında “liste akrabalığı” denilen bir anlaşma yapma hakları vardır. Böylece daha küçük partilere verilen oylar “boşa” gitmemekte, kendi görüşlerine en yakın, daha fazla oy alan partiler birlikte hesaplanmaktadır. Tabi bu anlaşmalar açık bir şekilde seçimden önce deklare edilmektedir. Fakat bu yine de “liste akrabalığı” kuran partilerin ayrı kendi çalışmalarını yapmalarını, listelerini ve adaylarını göstermelerini engellememektedir. Tam tersine bunu teşvik etmektedir. Bu aynı zamanda siyasi yelpazedeki çoğulculuğu teşvik ederken, seçmenlere de kendi görüşlerine en yakın parti ve adaylara oy verme imkânı vermektedir. Asıl düşüncelerimi ifade eden parti çok oy alamaz, onun için daha büyük ve çok oy alacak, fakat görüşlerine tam katılmadığım partiye oy vereyim, kaygısı böylece ortadan kaldırılmış oluyor. Nispi (oransal) temsil sisteminin uygulandığı İsviçre’de ve Lozan’da her politik parti, gurup, çevre veya bağımsız aday seçimlere katılabilir ve aldığı oy oranına göre seçilir ya da seçilemez.

Nasıl oy kullanacağız?

Türkiye’ye kıyaslandığında seçim sistemindeki farklılık ve Türkiye ve Kürdistanlıların genellikle burada yapılan seçimlere katılımındaki düşüklüğünden dolayı birçok seçmen nasıl oy kullanacağını bilmemektedir. Bütün yanlarıyla düşünerek en sade ve sonuç alıcı oy kullanma yöntemi şudur:

  • Belediye yönetimi için-Municipalité:

POP&Gauche en mouvement David PAYOT, Junod Grşgoire, Germond Florence, Moeschler Emili nin olduğu listeyi koparıp zarfın içine koymak (Municipalite sarı kitapçıkta 3. liste)

  • Belediye Meclisi için-Conseil communal

Liste 8 olan Ensemble à Gauche (POP, solidaritéS -indépendant.e.s) listesi kopararak almak. Listenin devamında boş olan yere devam ederek elle üç adayımız olan

08.15 Bakir Aydin Gürsel

08.22 Dursun Özlem

08.32 Igür Karakuyu Ayten’i yazmak gereklidir.

Bu üç adayımız dışında yine aynı liste yer alan dostlarımız ve arkadaşlarımız olan Sevgi Koyuncu, Behram Alabay gibi Türkiyeli, Kürdistanlı adaylar ve diğer uluslardan gelen yabancılar, kadınlar, LGBTIQ+ adaylar içinde tercihli oy kullanmanın hiçbir sakıncası yoktur. Sadece dikkat etmeniz gereken toplam aday sayısının 100’ü geçmemesidir.

Kimi seçmenlerin “Liste manuscrite” denilen boş beyaz listeye sadece 2 adayın ismini yazarak oy kullandıkları söylenmektedir. Bu hem politik olarak hem de etik olarak doğru değildir, özellikle seçmenlerin bu konuya dikkatlerini çekmek isterim. Hem ortak listeden aday olup hem de bu isteye oy vermemek, oy kullandırmamak kolektif çalışmaya ve ortak mücadeleye inanmamaktır. Seçim çalışmamızın ve oy kullanmamızın temel hedefi öncelikle ortak listemizi desteklemek ve oy oranımızı yükseltmektir. Bugün 11 meclis üye sayımızı 13 ve daha yukarıya taşımak temel hedeftir. Bu sağlanırsa kendimizi başarılı sayabiliriz. Toplam oranımızın gerilere düştüğü, fakat bizden birilerinin seçilmiş olması başarı sayılmayacaktır. Önce tüm seçmenler daha sonrada Türkiye ve Kürdistanlı tüm duyarlı, devrimci, demokrat, sosyalist birey ve çevreler bunun farkında olarak davranmalı ve çevrelerini de bu yönde teşvik etmelidir. 

3 defa hayır!

Yerel seçimlerin yanında kırmızı kitapçık olarak gelen üç konu üzerine oylama yapılacaktır. Bunlar, Initiative populaire «Oui à l’interdiction de se dissimuler le visage», Loi fédérale sur les services d’identification électronique (LSIE), Accord de partenariat économique avec l’Indonésie». Bu üç konuda hayır oyu kullanılmalıdır.

Lozan, 16.02.2021

- Advertisement -

En Çok Okunan